Anasayfa Arama sonuçları
Sonucu Daralt
Sadece stokta olanlar : 
Toplam 25 kayıt bulunmuştur Gösterilen 1-20 / Aktif Sayfa : 1
"Bize öyle geliyor ki Platon'un siyasi düşüncesinin olağanüstü modernliğini, hattâ denebilir ki güncelliğini vurgulamaya gerek yok. Kuşkusuz herkesin herkesi tanıdığı, çevresinde bir gün içinde yürüyerek dolaşılabilen bir Eskiçağ πόλις (polis)'ine modern bir Devlet kadar az benzeyecek bir şey yoktur. Tıpkı bir Eskiçağ kadırgasını süper bir zırhlı gemiyle karşılaştırmak gibi olur bu. Yine de, Platon'un bize Atina demokrasisinin, anarşi ve demagoji yoluyla diktatörlüğe ve despotizme kayarak çöküşünü betimledi
"Phaidōn, Platon'un temel felsefi düşüncelerini topluca bir arada aktardığı önemli diyaloglarından biridir. Diyalogda ‘idealar kuramı', ‘anımsama öğretisi', ‘ruhun ölümsüz ve kalıcı oluşu', ‘gerçek filozofun kişiliği', ‘beden ile ruh arasındaki ilişki', ‘felsefenin ruh için arındırıcı oluşu' gibi konular Sokrates'in baldıran zehri içerek ölüşünün hemen öncesinde arkadaşları ve öğrencileriyle yaptığı ‘son konuşma' çerçevesinde anlatılır. Ancak diyalogdaki temel tartışma ‘ruhun ölümsüzlüğü' konusuna odaklanmı
Yasalar, her şeyden önce, insana yaraşır bir toplum düzenine ulaşmanın yolunun adaletten geçtiğini, adaletin de doğru ve adil yasalarla sağlanabileceğini savunur. Devleti ayakta tutacak bu yasaları aklın ışığında çıkaracak olan yasakoyucunun/ yasakoyucuların ne denli büyük bir sorumluluk taşıdığının bilincinde olması gerekliliğini vurgular. XII kitaptan oluşan Yasalar, eğitimden sanata, ahlaktan hukuka, dinden ekonomiye, toprağın paylaşılmasından ticarete, yasamadan ceza yasasına, aileden evliliğe, spordan
Huzurlarınızda Ahmed, yüce filozof! Ezilenlerin dostu, zorbaların korkulu rüyası, her işin altından kalkmaya, her derde deva bulmaya kadir, annesinin kuzusu, mahallesinin gururu, yücegönüllü, gözükara bilge, modern zamanların Don Juan'ı, sözcüklerin efendisi, varoşların prensi Ahmed, keskin zekası, yorulmak bilmez çenesi ve karagün dostu sopasıyla, alçaklara, üçkağıtçılara, namussuz muktedirlere, soysuz zorbalara, cahil ukalalara ve hain düzenin namert temsilcilerine karşı çarpışıyor! Varoşların betonların
Tükendi
Yasa, Bilgi, Doğruluk, Değer, İnsan, Varlık, Toplum, Mutlak... Bu başlıklar felsefe dediğimiz düşünsel uğraşın en temel soru(n)ları. Bochenski'nin Felsefece Düşünmenin Yolları adlı kitabı işte bu temel sorunları ve bu sorunların tarih boyunca nasıl işlendiğini karşıt görüşleri yan yana getirerek tanıtıyor bize. Felsefece Düşünmenin Yolları bir çırpıda okunabilecek bir kitap olmasına karşın okuyucuya uzun ve zahmetli bir yolun, felsefenin kapılarını açıyor; yalnızca kimi görüşlerine değinerek tanıttığı filoz
Mark Kelly, Türkçedeki bu ilk kitabında daha önce dokunulmamış bir alanı kuşatmak için şu soruların peşine düşüyor: Genellikle iç siyaseti anlamakta kullanılan biyopolitika ve biyoiktidar kavramları, uluslararası ilişkileri anlamakta kullanılabilir mi? Küresel bir biyopolitikadan veya küresel bir nüfustan söz edilebilir mi? Emperyalizm halen varlığını sürdürüyor mu? Karasal sınırların giderek ortadan kaybolmaya yüz tuttuğu, birinci ve üçüncü dünya arasındaki makasın daralmaya başladığı iddialarının aksine
Tükendi
Post-yapısalcı felsefe salt bir felsefe konumu olmaktan öte dilbilimden yazın kuramına, toplumbilimden insanbilime, ruhbilimden göstergebilime pek çok disiplinin biraraya geldiği ortak bir düşünme düzlemiyken; postmodern felsefe oldukça değişik felsefe eğilimlerinin bir potada eritildiği, birbirinden son derece farklı felsefe konumlarının savunulduğu kendi içinde bütünlüğü olmayan ayrışık bir felsefe bağlamıdır. Madan Sarup'un eldeki çalışması, bu felsefelerin serpilmesini sağlayan önde gelen düşünürlerin (
"Elinizdeki kitap, göç araştırmalarında insanın özne halini daha fazla gecikmeden ve layığıyla hatırlayan bir psikoloji kitabı. Meral Gezici Yalçın, bu kitabında, göçü yaratan ve sürdüren tüm bir sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel faktörler yığını arasında, göçü yaşayan, deneyimleyen, aktaran ve anlatan özne-insanın benliğinin ve kimliğinin uğradığı değişimleri görüyor. Dahası, göçün insanın benliğinden ve kimliğinden süzülerek nasıl bir yaşantıya, bir deneyime, bir aktarıma ve bir anlatıya dönüştüğünü gör
Tükendi
Kelimenin tam anlamıyla bir "yazın ustası" olan, ardında bıraktığı sandıkları ve heteronimleriyle edebiyat araştırmacılarını şaşkına uğratan Fernando Pessoa ile çıkılacak bir Lizbon yolculuğuna davet ediyoruz siz okuyucuları. Değme bir düşünür eşliğinde, hiçbir sanatsal-kültürel-mimari yaratımı atlamaksızın atılacak bir şehir turu vadediyor bize Pessoa. "Tejo (Tagus) nehrinin Atlas okyanusuna döküldüğü geniş deltadan şehr-i Lizbon'a vasıl olan turistler gemiden iner inmez bir arabaya biniyor ve Pessoa'nın
Tükendi
Bu kitap kendisini hazır formüllerle, ısmarlama tariflerle sınırlamak istemeyenler için yazıldı. Buradaki amaç "Bir film nasıl yapılır?" sorusunu muğlâklaştırıp cevaptan kaçınmak değil, aksine soruya ciddiyetle yaklaşıp bir yandan verilmiş cevapları öğrenirken, diğer yandan varolagelmiş kuraldışı örnekleri görmezden gelmeyerek eleştirel perspektifi korumaya çalışmak. ‘Sinematografi', ‘Anlatı', ‘Kamera', ‘Ses' ve ‘Montaj' başlıklarını taşıyan her bir bölüm, kendi bütünlüğünü oluşturacak şekilde özerk birer p
"Daha sayfaları çevirmeye başlamadan okuru hayal kırıklığına uğratma riskini göze alarak söyleyeyim: Kendimi öldürmeye niyetim yok... en azından şimdilik. Öte yandan intihara karşı olduğunu; birinin hayatına son vermesinin sorumsuzca ve bencilce, hatta utanç verici ve korkakça olduğunu; insanın ne olursa olsun yaşama dört elle sarılması gerektiğini bağıra çağıra ilan edenler korosuna katılmaya da niyetim yok. Bana kalırsa intihar ne hukuki ne de ahlaki açıdan suç olarak değerlendirilebilir. Meseleyi böyle e
Lyotard, elinizdeki metninde o bildik "Felsefe nedir?" sorusunun kıvamını yoğunlaştırıp rotayı değiştiriyor ve "niçin felsefe yaptığımızı" soruşturuyor. Değme bir felsefi üslupla arzunun felsefe için ne anlam ifade ettiğini, köken sorununu nasıl ele almamız gerektiğini, felsefi sözün ne olduğunu, felsefece eylemenin ne demeye geldiğini açıklıkla ortaya koyuyor. Bunu yaparken "çocukluk"tan yola çıkıp "arzulayan arzu" ya da "arzuyu arzulamak"tan söz ediyor. "Arzunun çocuğu olarak felsefe"nin "mevcudiyetin yok
Aydınlanma Felsefesi'nin uçbeyleri "Ansiklopediciler" ile "Filozoflar"ın önde gelen üyelerinden biri olan d'Alembert'in adı, en çok dönemin medarı iftiharı Ansiklopedi ya da Bilimler, Sanatlar ve Zanaatlar Açıklamalı Sözlüğü'nün kotarılmasında Diderot ile birlikte başı çekmesiyle anılır. Bu eşsiz yapıtın başına yazdığı meşhur "Açılış Söylevi"yle de felsefe tarihindeki yerini sağlama alır d'Alembert. Felsefenin Öğeleri ya da İnsan Bilgilerinin İlkeleri Üstüne Deneme adlı elinizdeki yapıtı ise insan bilgileri
Tükendi
"Elinizdeki rehberi kullanmak için önceden bu konularda bir eğitim almış olmanız gerekmiyor. Bu rehber sayesinde işe sıfırdan başlayabilir ve uzman bir ayrımcı haline gelebilirsiniz. Daha önce nefret etmediğiniz insanlardan bile bu rehber sayesinde nefret etmeye başlayabilirsiniz. Bu rehber sizi soyut kavramlarla uğraştırmıyor, teorik cambazlıklarla oyalamıyor. Gerçek hayattan alınmış, birebir yaşanmış ayrımcılık, ötekileştirme ve dışlama örnekleri sunuyor. Bu yaşanmış örneklerden yola çıkarak doğrudan kend
Biyopolitika alanındaki en önemli yorumculardan biri olan Thomas Lemke, Türkçedeki bu ikinci kitabında Foucault yorumcuları tarafından genellikle göz ardı edilen bir konuya değiniyor: Devlet ve biyoiktidarın ilişkisine. Lemke, Foucault'nun "hazmı güç bir yemek" diye betimlediği bir devlet kuramı ortaya koymaktan kaçmadığını, aksine bu kuramı inşa etmek üzere pek çok yeni malzemeyi mutfağa ilk kez onun taşıdığını ileri sürüyor. Bu çerçevede biyopolitika literatürünün esaslı bir eleştirisini de yapan Lemke, y
Tükendi
Steven Lukes, göndermelerle örülmüş çağdaş bir siyasal yergi olan bu kurmaca yapıtında,bir yandan felsefece düşünmenin tarihinde iyimsercilik ile kötümsercilik arasında alttan alta hep sürüp giden o ince çatışmanın izlerini sürerken, öte yandan ideoloji ile ütopya arasındaki ilişkiye odaklanarak ütopya(cılık) ile karşıütopya(cılık) arasındaki sınır çizgilerinin iyiden iyiye bulanıklaştığını ve bundan böyle, pek öyle sanıldığı gibi, koyultarak çizilemeyeceğini vurguluyor. Lukes, siyaset felsefesi alanında iy
Felsefede "varlığın çobanı" unvanını hak ederek kazanmış olan Heidegger'in iki "sıkı" metnini bir arada sunuyoruz: "Teknik ve Dönüş" ile "Özdeşlik ve Ayrım". Heidegger bu "çetrefil" yapıtlarında hep yaptığı üzere felsefenin yeniden düşünceye açılması adına "varlıkbilgisi"ni konuşturuyor: "İnsan ancak varlığın çobanı olarak varlığın hakikatinin başında beklediği zaman, kuru bir bilme isteğine kapılmaksızın, varlık yazgısının sahneye çıkmasını umabilir." Felsefece düşünmenin tarihinde Heidegger'i diğer düşünü
"Çağımız yalnızca en Yahudice olanı değil, aynı zamanda bütün çağlar arasında en kadınsı olanı da. Devletin de hukukun da değerinin hiç bilinmediği en katışıksızından bir anarşizm çağı. Tarihin düşünülebilecek bütün yorumlarının en sığ olanının çağı (tarihsel materyalizm), hem bir Kapitalizm Çağı hem bir Marksizm Çağı; tarihin, yaşamın, bilimin, düşünülebilecek her şeyin ekonomi ile teknoloji olmanın dışında hiçbir şey haline gelmiş olduğu bir çağ; dehanın bir delilik biçimi olduğunu ilan etmiş ama gelin gö
Medya, gündelik yaşamımızın her anına nüfuz etmiş durumda: Sadece bizim neleri tartışmamız gerektiğini değil, neleri nasıl tartışmamız, olaylara ve sorunlara hangi açılardan bakmamız gerektiğini de belirliyor; sağolsun, bizim adımıza her konuda karar vermekten de geri durmuyor! Sahip olduğu güçle bize dilediklerini tartıştırıyor, dilediklerini aşağılatıyor, dilediklerini yücelttiriyor, ama asla kendisini tartışmanın içine çekmiyor. Kendisini kutsallaştırarak tartışılamaz bir tabu hâline getiriyor. Güven bun
Tükendi
Kierkegaard'ın İbrahim ile İshak'ın öyküsünü diyalektik lirik bir dille yeniden yazdığı "Korku ve Titreme"si, felsefesinin özünü kavramak için biçilmiş kaftan. Kierkegaard'ın düşüncesinin temelini oluşturan, kendi içinde diyalektik bir sıra izleyen üç aşamalı varoluş anlayışını -etik, estetik ve dinsel varoluş aşamalarını- adım adım izleyip özümseyebileceğimiz bir felsefe metni bu. Kierkegaard için inan(ç) insanın mutlaka gerçekleştirmesi gereken bir varoluş ödevidir; çünkü ancak inan(ç) temelinde bireyin t
Sadece stokta olanlar : 
Toplam 25 kayıt bulunmuştur Gösterilen 1-20 / Aktif Sayfa : 1