Anasayfa Arama sonuçları
Sonucu Daralt
Sadece stokta olanlar : 
Toplam 11 kayıt bulunmuştur Gösterilen 1-20 / Aktif Sayfa : 1
"Eski dünya sistemi ölemedi, yeni dünya sistemi doğamadı... Değişimler, dünyadaki dönüşümler ‘yaratıcı yıkım'lar bunalımların değil, ‘travma'ların, büyük savaş ve salgın gibi felaketlerin sonucunda gerçekleşir. Biz şu an bir şey ‘vuku bulurken' hayatta olmanın şahitliğini yapıyoruz. İnsanları harekete, korkuları, kaygıları geçirir. Cengiz Han'ın şehri almadan önce Buharalılara ‘Ey Buhara şehri, hangi büyük günahı işlediniz, hangi Tanrı'ya inanıyorsunuz bilmiyorum ama o Tanrı beni sizin başınıza bela olarak
Düşünce hayatımız uzun yıllardır aynı meselelerin benzer konuların etrafında dönüyor. Batı medeniyetine yenilmenin, siyasi istikrarsızlıkların, iktisadi bunalımların derinleşmesiyle başta Türkiye olmak üzere İslâm âlemi ciddi zorluklar yaşıyor. Korkularımız, kaygılarımız yenilenmeyi, düşünce ve kültür hayatını zenginleştirmeyi, sorunlarımızı çözecek program tekliflerini engelliyor. Ercan Yıldırım "Ülkesini Arayan Gelecek" kitabında düşünce dünyasında yer bulan ve fakat siyasi kaygılarıyla yüklü bakış açısı
Kültür son yıllarda kendi bağlamı içinde gündelik hayatı belirleyici, siyasi ve iktisadi dönüşüm boyutlarıyla ele alınmaktan ziyade farklı kesimlerin maddi ikballerini güçlendirme, kültür esnafının korunaklı yerini tahkim etme endişesi etrafında konuşuluyor. Ercan Yıldırım Türkiye'nin Yeni Kültürü kitabında bir dertle ve merakla kültürü iki boyutuyla ele alıyor, bu alanla ilgili tartışmalardan hareketle analitik ve siyasi bir bakış için pencere açıyor. Gündelik hayattaki ciddi dönüşümlerin fotoğrafını çeki
Geçmişten günümüze Türkiye'nin modernleşme tar ihini siyasi ve fikri hayatını tek kelimeyle; cendere ile açıkla­ yabiliriz. Batı medeniyetinin, modernitenin ve Aydınlanma düşüncesinin temel tezleri dogrultusunda, kapi talizmin ana esaslarını kabul ederek Batı'yı yenebilecegimiz fikri içinden çıkamadıgımız en büyük cenderemiz. İm paratorlugun çöküş yıllarından itibaren Türkçülük, sosyalizm, İslamcılık kendi iddialarını hayata geçiremeden sürekli bir cendereden bir başka cendereye tutulup eklektik düşüncelere
Türkiye'de Osmanlı İmparatorluğu'ndan günümüze İslâmcılığın tarihi ele alınırken üzerinde en çok durulan, tartışılan isimlerden ikisi kuşkusuz Mehmet Akif ile Necip Fazıl'dır. Akif ve Üstad ilgisi nedeniyle "hayatı, eserleri, çevresi, fikirleri, tercümeleri, tiyatroları..." başlıkları altında seri üretim ve birbirinin aynı pek çok matbu evrak bulabilirsiniz.  Öyle ki bu iki isim farklı cephelerde,  değişik yönleriyle ele alınmış,  tarihyazımı ekollerinin kahramanı ya da düşmanı sayılmıştır. Ercan Yıldırım,
Türkiye'de İslâmcılık, 1980 sonrasında çok önemli kırılmalara, dünya sistemiyle bütünleşmeye varan dönüşümlere sahne oldu. 1980 öncesinde Müslümanlar kendilerini başkalarından ayırıp, İslâmî bir gündelik hayatın nasıl inşa edileceğinin mücadelesini veriyordu. Doksanlı yıllardan itibaren İslâmî dönüşüm iddialarını gündemlerinden büyük ölçüde çıkardılar. Zira söz konusu yıllar, tarihin sonu tezinin de etkisiyle bireycilik, bir arada yaşama, hoşgörü, çokkültürcülük gibi sorunlu kavramsallaştırmalarla heba edil
Ercan Yıldırım Zamanın Ruhuna Karşı'da, tarihin gördüğü en etkili, en kapsamlı, en otoriter medeniyetin, Küresel Medeniyetin tüm özelliklerini ele alır. Ortak kültür, ortak metafizik algısı, ortak yaşama ideali altında Küresel Medeniyet İslam'ın ve Müslümanların biricikliğine en büyük tehdidi oluşturmaktadır. Farklılıklara saygı, çoğulculuk ve hoşgörü kavramlarıyla insanların varoluşlarına karşı büyük bir saldırı gerçekleştiren Küresel Medeniyet, piyasaya girmeyen hiçbir emeğin, hiçbir dini anlayışın, hiçb
"Dünyaya sözünü söyleyip çekilmiş millet olmak, Anadolu'dakilere uygun değildir. Ütopyadan ya da hayallerden bahsetmiyoruz. Bugünden geriye bakarak kurduğumuz imgeler yığınıyla da pek ilgimiz yok. Nostalji postmodernlere uygun; Romantizm, kötü bir kelime; kuram, İslâm gerçeğine aykırı Bu kitapta ele alınanlar "şanlı tarihimiz", "kahraman askerimiz", "veli padişahımız", "at sırtındaki ceddimiz" yaklaşımlarından uzak Her kitaba, teze, tarihî yargılara karşı gelinebilir, bunlar eleştirilebilir. Ancak söylenen
Tükendi
Türkiye'de İslam, Batıda modernitenin ortaya çıkması, modernizmin İslam dünyasında yaygınlaşmasıyla birlikte çok farklı şekilde algılanmaya, anlaşılmaya başlandı. Müslümanların Batı karşısındaki yenilgisinden sonra İslam bir "din" olmanın ötesine taşınarak "ideolojik" yönelimlerin kapsamı içinde değer kazandı. Temel hatlarıyla İslamcıların, Kemalistlerin (Batıcıların) ve Muhafazakârların (Milliyetçilerin) Türkiye'nin gelişmesi ve güçlenmesi için, Müslümanların yeniden Batı karşısında üstünlüğü ele geçirmesi
Tükendi
Modern Türkün Hikâyesi ile Türkiyenin modernleşmesi arasında sıkı bir ilişki vardır. Modernleşmenin, özellikle Tanzimattan itibaren gündelik yaşamda belirleyici bir hâl alması, edebiyatın modern bir tür olarak belirmesi, Batılılaşan çevrenin mutlaklaştırılmasını beraberinde getirmiştir. Türk modernleşmesi hüzünlü bir projedir. Merkez konumda olagelmiş bir devletin, kenarda yer almamak için çırpınmasının adıdır Batılılaşma. İmparatorluk asaletini devretmeme iradesini kullanma adına, tüm iradi yetkeyi Avrupa
Tükendi
Bu kitaptaki yazılar Türk düşüncesine sistematik bakmıyor. Bakması gerekir mi? Daha da önemlisi Türk düşüncesi belli bir sisteme sahip mi? Edebiyat için de bunu sorabiliriz. Ne Türk düşüncesi ne de edebiyatı, genel geçer değerlere bağlanma konusunda çekingen davranıyor. Türkiye'de düşüncenin konjonktürel ve yönlendirilmeye açık olduğunu söylemek gerek. Fikir adamları esaslı görüşler öne sürmede müteredditler. Yalnızca siyasal erki değil dünyadaki düzeni de hesaplayarak görüş bildiriyorlar. Bir milleti ol
Sadece stokta olanlar : 
Toplam 11 kayıt bulunmuştur Gösterilen 1-20 / Aktif Sayfa : 1