Anasayfa Arama sonuçları
Sonucu Daralt
Sadece stokta olanlar : 
Toplam 9 kayıt bulunmuştur Gösterilen 1-20 / Aktif Sayfa : 1
"...Bu garip serüvene kesin bir nokta koymak için her şeyi kendim anlatmak isterdim. Ama gereği yok. Her korkumuza, her kırılışımıza, her sürçmemize bir eser adayacak değiliz. Çocukça bir şey olur bu." 50 Kuşağı'nın özgün imzalarından Onat Kutlar'ın (1936-1995), kısa süreli bir Avrupa seyahatinden geriye kalan günlükler: "Kül". 1962 yılının Şubat-Temmuz ayları arasında Paris, Valencia, Barcelona, Frankfurt ve son olarak Cenova'da tuttuğu bu küçük defter, içerdikleri itibariyle Kutlar'a dair birçok şeyi göz
Türk edebiyatında 1950 kuşağının önemli temsilcilerinden Onat Kutlar, sadece öykücülüğü ile sınırlı kalmamış, şair, sinemacı, çevirmen, kültür insanı kimliğiyle de sürekli üretken olmuştur. Gündemdeki Sanatçı kitabıyla bir arada değerlendirilebilecek Gündemdeki Konu, Kutlar'ın Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan, ağırlıklı olarak medya, sinema temalı olmakla birlikte toplumsal meselelere doğru genişleyen, güncel nabzı tutan, eleştirel denemelerinden oluşuyor. Yazıldığı dönemden günümüze, aradan geçen çeyre
Tükendi
Henry Miller'ın çok sevdiğim bir kitabından yürüttüğüm bir deyimle "merdivenin dibinde gülümseme" mümkün mü diye düşünüyorum. Her yıl olduğu gibi bu tersliklere, düzey düşüklüklerine, zorluklara bakıp umutsuzluğa mı düşelim? Üstelik "nice yazlardan sonra?" Çehov'un Vişne Bahçesi'ndeki kentsoylular gibi "uzaklarda hep gergin durduğunu sandığımız yay boşalınca" gözyaşlarına ve karamsarlığa mı kapılalım? 1965-1976 yılları arasında Türk Sinematek'inin kurucularından biri ve aynı zamanda yöneticisi olarak görev
Tükendi
Onat Kutlar, 1982-84 yıllarında yazdığı bir dizi mektup-denemede dönemin duyarlığını bir ozan edasıyla yansıtmıştı. Dostlukların, acıların, umutların, dahası özgürlüğün ve tutsaklığın usta işi bir biçimde dile geldiği yazılar Yeter ki Kararmasın... adıyla kitaplaştığında Memet Fuat, Ferit Edgü, Erdal Öz, Işıl Özgentürk ayakta alkışlamışlardı. Şiirin, romanın, resmin, müziğin ve elbette sinemanın bileşiminden çıkan kıvılcımlarla tutuşmuş bu mektupların, yazılışlarından otuz yıl sonra da kimi karanlıklara ki
Tükendi
Onat Kutların iki şiir kitabı bir arada: Peralı Bir Aşk İçin Divan (1981), Unutulmuş Kent (1986). Şimdi sessiz duruyoruz kıyısında bir düşüncenin unutmamak için çünkü unutuşun kolay ülkesindeyiz ölü balıklar geçiyor kırışık bir deniz sofrasından ve ellerinde fenerlerle benim arkadaşlarım durmadan düşünüyorum ne kadar çok öldük yaşamak için.
Tükendi
"Bir sürü ölmüş kedi ile bir arada yaşamayı seven o eski dostumuzu uzun uzun hatırlamakta ne yarar var. Şimdi onun saçları uzamıyor. Hiçbir şeyden haberi yok. Belki de uzun bir uykuya yatmıştır. Öyleyse rahatça giyinebilir, sokağa çıkabilirim." O'nun artık saçları uzamıyor. Ama okuyanın içinde bir bıçak yarası gibi derin izler bırakan öyküleri, geçmiş yıllardan gelip gelecek yıllara uzanıyor. Yılların kapıları İshak'a hep açık kalacak.
Tükendi
Yıllar sonra edebiyata dönmek isteyen Onat Kutlar'ın "Ben bu öykülerde, yazının bana verdiği olanaklarla, bu garip kuşun uçuşunu, onu durdurmadan, anlatmaya çalışıyorum" dediği öyküler, anlatılar... İshak'a alınmayan "Volan Kayışı" ile "İntihar", 1980'den sonra yazılan üç öykü ("Karameke", "Sığla Ağacı", "Mühür"), yanı sıra dosyalarda kalmış öbür adsız anlatıların toplandığı bu kitapta yer alıyor. TADIMLIK İçimden diyorum ki, "Beni yüreğinin üstüne bir mühür gibi koy. Kolunun üstüne bir mühür gibi. Çünkü
Tükendi
Onat Kutlar'ın yayın dünyası ile ilk ilişkisi, 1959'da Doğan Kardeş kanalıyla olmuştu. "Gündemdeki Sanatçı" kitabını 1994 Aralık'ında yayınevine getirdiğinde bunun bir "son kitap" olacağı kimsenin aklından geçmiyordu elbette. İshak'ın da kanıtladığı gibi, Türk edebiyatının en iyi hikâyecilerinden biriydi. Yıllardır, kültür etkinlikleri uğruna bir nebze ihmal ettiği yazma eylemine daha fazla vakit ayırmak ister gibi görünmesi, memnuniyet uyandırıcıydı. Sonra her şey birden, anlamsızca ve isyan ettirici bir g
Tükendi
Bahar İsyancıdır, Onat Kutların unutulmaz yapıtlarından: Şiirle öyküden mürekkep denemeler... Ve işte yine eylül. Geleceğin duvarı önünde duruyorum, kaygılı, sabırsız. Üstümden küçük kuşku tohumları karışmış altın renkli polenler uçuşuyor. Bir türlü bastıramıyorum yüreğimdeki ozanın sesini: Bahar isyancıdır... Yaşadığımız şu karabasan, bir gerçeğin yansımasından başka bir şey değilse, ölümsüz gençlik ve bahar düşlerimiz nedir? Gerçek değil mi onlar? İstersen şimdi yalnız bunu düşünelim ve bekleyelim yarını.
Tükendi
Sadece stokta olanlar : 
Toplam 9 kayıt bulunmuştur Gösterilen 1-20 / Aktif Sayfa : 1